16 Şubat 2015 Pazartesi

#sendeanlat

Peri kızı gibi güzel Özgecan'ın başına gelenleri öğrendiğimden beri gözüme uyku girmiyor. Midemin bulantısı geçmiyor... Çoğumuz öyleyiz, tepkimizi belli ediyoruz, katillerine lanet okuyup en ağır cezayı almalarını istiyoruz. En büyük tepki elbette kadınlardan. Çünkü bıkmışız artık. Şahsen, yıllardır kendimin ve çevremdeki kadınları uğradığı tacizleri gördükçe korkuyorum. O kadar çok korkuyorum ki keşke kızımı bebek haline geri gönderebilsem ve ömür boyu karnımda taşısam diye düşündüğümü itiraf ediyorum.


Şu an yaşadığımız tacizleri anlatmamızı teşvik eden #sendeanlat kampanyası büyük ilgi görüyor. Yıllarca yaşadıklarını içine atan, karşı cins tarafından sürekli diken üstünde yaşatılmayı günlük hayatın bir parçası haline getirmiş kişileriz biz. Geç bir saatte markete bile gitmekten çekinen kişiler. Çantasında biber gazı, çakı veya akıllı telefonunda taciz uygulaması taşıyanlar...#sendeanlat demesi kolay, anlatması zor. Ama anlatmak gerek artık! Çünkü bunlar alışmamız gereken şeyler değil!

Ben tacizle 10 yaşımda tanıştım. Üst katta oturan komşumuzun benden 5-6 yaş büyük oğlu bana küçük bir çocuk sever gibi yaklaştığında ve kucağına alıp öpmeye kalktığında tir tir titreyerek kaçtığımı hatırlıyorum. O kadar utanmış ve korkmuştum ki kimseye söyleyememiştim.

Üniversite yıllarımda Bakırköy'den Ataköy'e giden minibüse ilk defa bindiğim günü hatırlıyorum. İlk defa bindiğim için son durağa geldiğimizi farketmeyişimi... Farkettiğimde şöföre neden son durağa geldiğimizi haber vermediniz dediğimi... Şöförün yanıt olarak sırıtarak çok güzel olduğumu, benimle arkadaş olmak istediğini söylemesini... Sizi evinize bırakabilirim demesini... Gerek olmadığını, yakınlarda oturduğumu söylediğimi... Yavaşlamış minibüsün neyse ki açık olan kapısından atlarcasına kaçtığımı. Ve aynı günün akşamı oturduğumuz cadde üzerindeki bir sokak lambasının altında aynı adamı yanında iki arkadaşıyla gördüğümü. Beynime kazınan kırmızı suratını, çirkin geniş ağzını...Şalımla ağzımı yüzümü saklayarak kaçışımı...

İş yerinde de tacizle karşılaştım elbette. İlk çalıştığım şirkette müşterilerden birinin sürekli ofisten arayıp beni rahatsız ettiğini üstlerime bildirişimi, ama firma "çok önemli" olduğu için şakayla karışık adamla flört etmemi söylemelerini... İstifa edişimi... Başka bir şirkette çalışırken kendini herkesin ağabeyi sanan eğitimsiz bir çalışanın hamile vücudum ve hatta evliliğim hakkındaki çirkin yorumlarını diğer iş arkadaşlarımla paylaşmasını...Sadece ondan daha zeki ve başarılı olduğum için hem de...Kısaca genç ve hamile bir kadının vücudunu incelediğini rahatlıkla başka birine itiraf etmesini...Sonra da utanmadan yüzüme gülmesini, bana ağabeylik taslamasını...

Türkiye'de kadın olmanın sürekli fiziksel aşağılama, taciz ve tecavüz korkusuyla yaşamaktan ibaret olduğunu hissediyorum artık. Susmayın, saklamayın, anlatın, ifşa edin. Bırakın onlar utansın.