Yazılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yazılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Eylül 2015 Salı

"Kitap" Hakkında / About "The Book"

Aldığım sayısız yorum, mesaj, teşekkür ve teşvikten sonra, ilk yemek kitabım üzerinde çalışmaya başladığımı müjdelemek isterim. Aslında bir süre daha sessiz kalmak, bitmesini bekleyip küçük bir sürpriz yapmak istiyordum ama bu saklama olayı hiç bana göre değil ve kendimi nedense baskı altında hissetmeme sebep oluyor. Oh, söyledim kurtuldum. Rahatladım. 

Ne zaman bitirebilirim bilmiyorum, çünkü sandığımdan çok daha ağır ilerliyorum. Ancak eğer kısmetse eninde sonunda tamamen doğal malzemelerden oluşan, unsuz, şekersiz  tariflerime ait kitabın çok sevgili Hayy Kitap'tan çıkacağını müjdelemek isterim. Neyse ki öyle nazikler ki kesinlikle bir teslim tarihine bağlı değilim! Rahat rahat çalışabiliyorum...

Bazı klasik tariflerin yanında kitap çoğunlukla yepyeni tariflerden oluşacak. Bu yüzden deneme - yanılma süreci çok vaktimi alıyor. Bir de etrafımda her şeyi karıştıran ufak bir canavar olunca...gerisini siz tahmin edin. Açıkçası paniklerdeyim. Mutfağım laboratuvara döndü, ev ise bir tür japon pazarı ile fotoğraf stüdyosu karışımına. Ama keyif alıyorum, yavaş yavaş da olsa zevkle yazıyorum.

Destek veren, paylaşan, öneren, yorum yapan, teşvik eden herkese şimdiden çok teşekkür ederim.
Görüşmek üzere!





9 Mayıs 2015 Cumartesi

Yalınayak Annelik / Barefoot Motherhood

Kaç yaşında olduğumu hatırlamıyorum. Komşu çocuklarından birinin annesinin bana bir tokat patlattığını hatırlıyorum sadece. Sebebini de hatırlamıyorum, ancak hiç hak etmedim diye ağladığımı biliyorum. Annem o zamanlar çalışırdı, o akşam eve yorgun argın geldiğinde ağlayarak olanları anlattığımı ve onun ayağına ayakkabı giymeyi bile unutup bana tokat atan kadına hesap sormaya yalınayak koşmasını hiç unutamıyorum, ve hatırladıkça hala gülüyorum. Annelik böyle olmalı işte..Yalınayak. Hala güldüğüm bir başka "yalınayak"anı ise babamla ilgilidir. On iki yaşlarında olmalıyım sanırım. Evimizin yakınlarında peşimize takılan serserilerden kaçmak için bir markete sığındığımız, ve serserilerin marketin önünde beni ve arkadaşlarımın çıkmasını beklediği korkunç bir anı. Marketin telefonundan babamı arayıp panikle olanları anlattığımı hatırlıyorum. Ve yaklaşık on saniye içinde babamın bordo renkli arabasının hışımla marketin önünde belirdiğini.

20 Nisan 2015 Pazartesi

İyi ki Doğdun Sıla / Happy Birthday Sıla

Bugün benim doğum günüm ve sanırım hiç bir doğum günümde bu kadar mutlu olmamıştım. Eski doğum günlerimin detaylarını pek iyi hatırlamam. Çoğu silik hatıralar. Küçücüğüm, üzerimde açık mavi kadife bir elbise, başımın tepesinde korkunç bir fiyonk var. Bir sürü hatırlamadığım çocuk... Benim mumlarımı üflemeye çalışan bebek kuzenime attığım kıskanç bakışlar fotoğraflara yansımış...Başka bir doğum günü, ilkokuldayım bu sefer. Annem sınıfıma pasta ve bir Barbie bebekle geliyor. Öğretmenimiz tahtaya tebeşirle "İyi ki doğdun Sıla" yazıyor...Başka bir doğum günü ve çocukluk aşkım bana utana sıkıla ucunda kırmızı bir gül olan bir kolye hediye ediyor... Ortaokulda ailecek kutladığımız başka bir doğum günüm... Pastanın başında ailecek resim için poz veriyoruz.

15 Mart 2015 Pazar

Kimsenin Ölmediği Bir Krallık / A Kingdom Where Nobody Dies

Geçtiğimiz gece, masal okuma faslı bitip de sohbet faslımız başladığında Badeciğim bana kocaman endişeli gözlerle bakarak “Annecim sen hiç yemek yeme tamam mı ?” dedi. Nedenini sorduğumda “Çünkü yemek yersen büyürsün, sonra da yaşlanıp ölürsün” diye cevap verdi. Bir an kocaman bir kahkaha atmak istedim ama duygularını incitmekten korktum. Sonra da tabii hemen ağlamaklı oldum. Kızım yaşına göre öyle güzel bir mantık kurarak kendi ölüm teorisini geliştirmiş ki hayran olmamak elde değil. Elbette onu rahatlattım ve birlikte geçireceğimiz uzun yıllardan bahsettim. Ama bana o kadar dokundu ki bu geceyi hep hatırlamak, onun masumiyetini ve küçücük kalbine sığdırdığı samimi endişesini hiç unutmamak istiyorum.

10 Mart 2015 Salı

Kefir & Kahvaltı / Kefir & Breakfast

Bu sabah harika bir kahvaltımız vardı. Oopsie ekmekleri üzerinde mis gibi taze ev kaymağı, dil peyniri, Bade'nin deyimiyle "göz yumurta"ve yeni kırılmış ceviz içi. Doyurucu, düşük karbonhidratlı ve besleyici. Karbonhidratı azaltınca doğal olarak insülin ihtiyacı da azalıyor. Buğdaydan yapılan ekmek olmadan doymam gibi bir düşünceye sahipseniz Bade'nin bu kahvaltıyı bitiremediğini belirtmek isterim.
Sabah kalktığımda ilk yaptığım hemen 48 saat önce mayaladığım kefiri kontrol ettim. İstediğim gibi olmuştu. Hemen süzdüm, evcil hayvan olarak gördüğüm minik kefir tanelerinin çoğaldıklarını görmek beni yine çok mutlu etti. Onları da su dolu cam bir kavanoza koyup buzdolabına kaldırdım. Yatmadan önce içilen bir küçük bardak kefir sayesinde geceleri daha rahat uyuyoruz. Kefir tanelerini çok ucuz fiyatlara aktarlardan temin edebilirsiniz. Çocuğunuzda inek sütü alerjisi varsa keçi sütü hatta hindistan cevizi sütü bile kullanabilirsiniz.

16 Şubat 2015 Pazartesi

#sendeanlat

Peri kızı gibi güzel Özgecan'ın başına gelenleri öğrendiğimden beri gözüme uyku girmiyor. Midemin bulantısı geçmiyor... Çoğumuz öyleyiz, tepkimizi belli ediyoruz, katillerine lanet okuyup en ağır cezayı almalarını istiyoruz. En büyük tepki elbette kadınlardan. Çünkü bıkmışız artık. Şahsen, yıllardır kendimin ve çevremdeki kadınları uğradığı tacizleri gördükçe korkuyorum. O kadar çok korkuyorum ki keşke kızımı bebek haline geri gönderebilsem ve ömür boyu karnımda taşısam diye düşündüğümü itiraf ediyorum.

9 Şubat 2015 Pazartesi

Değişim / Change

Bugün küçük kızım kötü bir ruh haliyle uyandı. İğne olmak istemediğini, acıdığını, iğneden korktuğunu söyledi ve uzun etkili insülini peşinen reddetti. Önce yüksek/düşük kan şekerinin sebep olduğu sinirlilik hallerinden biri diye düşündüm ve bir daha kan şekerini kontrol ettim - kan şekeri gayet normaldi. Sadece bıkmıştı. Gayet normal, insani bir tepki. Hepimiz gün içinde zorunda olduğumuz veya başkasını mutlu etmek istediğimiz için, pek hoşlanmadığımız bir çok şey yapmak zorunda kalırız. Ama o zorunda olduğu şeyi hayatta kalabilmek için yapıyordu ve bunun farkında değildi. Sebebini pek anlayamadığı o iğnelerden usanmıştı işte.

7 Şubat 2015 Cumartesi

Köy Tavuğu Modern Tavuğa Karşı / Pastured Chicken vs. Modern Chicken

Köy tavuğu pişirmek zahmetli, ayıklayacaksın, ütüleyeceksin, düdüklüde 3 saat pişmesini bekleyeceksin. Zahmete değiyor. Şu renge bakar mısınız? Tencerenin içinde 1 adet tavuktan başka bir şey yok. Etinin tadı, rengi, hatta kokusu bile farklı. Suyuna çorba da yaptım, bir kısmını da buzluğa atıp sakladım. Bu görüntüden sonra market tavuğu yenir mi ? Yenmez. Çocuklarınıza market tavuğu yedirebilir misiniz ? Asla. Farkına varalım, bilinçlenelim. Bazı insanları zengin etmek için sağlığımızdan olmayalım.

15 Ocak 2015 Perşembe

Devam Sütü / Follow On Milk

Bade henüz bebekken gittiğimiz bir kontrolde doktorumuzun "anne sütüyle bebeklere verilen formül mamaların arasında bir fark yok ki" dediğini ve ona uzaylıymış gibi baktığımızı hatırlıyorum. Elbette bir daha o beyefendiye uğramadık. Doktorlarının her dediğini doğru kabul eden annelere bazı "doktorların" ürün tavsiyeleri karşısında ödeme kabul ettikleri gerçeğini hatırlatmak isterim. Bu küçük anekdotun arkasından gelecek olan ise şu : Bugün marketteki devam sütlerinden birinin içindekiler bölümüne bakayım dedim. Bulduklarıma birlikte bakalım mı? İşte içindekiler :

13 Ocak 2015 Salı

Tarçın Pazarlamacısı / Cinnamon Saleswoman

Bir keresinde tarçının vücuda yapışıp yediklerimizin emilimini engellediğini, bu sebeple kan şekerini aslında düşürmediğini ama düşürüyormuş gibi bir etki yarattığını ve vitaminlerle minerallerin vücuduma girmesini engellediğini iddia eden yarım akıllı bir insülin pazarlamacısıyla tanışmıştım.
Bu arkadaşın elbette herhangi bir bilimsel dayanağı yoktu ve insülin satışını artırmaktan başka bir amacı da yoktu. Bu tip insanlara çok dikkat etmemiz gerekiyor. Tekrar tekrar söylüyorum, bir tip 1 diyabetli insülin olmadan yaşayamaz, ancak aşırı insülin kullanımını gerektirecek bir hayat tarzının diyabetlilere bir faydası da olamaz. Tarçın, binlerce yıldır, yani modern tıbbın

12 Ocak 2015 Pazartesi

Süper Anne / Super Mom

Bazı günlerde süper anne olmanın ne demek olduğunu unutuyorum. Yataktan çıkmak, hatta tek bir ses bile duymak istemiyorum. Saatler ve saatler süren bir sessizlik. Sanki bu bir şeyi değiştirebilirmiş gibi. Bugün o günlerden biri. O yüzden, hazır Bade uyuyorken olabildiğince erken kalkmam lazım ki kendime biraz vakit ayırabileyim, kendime gelebileyim. Ama bu sadece yarım saat sürüyor. Çünkü normalde en az saat 09.30' a kadar uyuyan Bade bir şekilde kalktığımı hissediyor ve koşup kollarıma atlıyor. Benim sevgili küçük canavarım. Ve uykulu gülümsemesiyle beni bir anda yine süper anneye dönüştürüyor. Her zamanki gibi...

10 Ocak 2015 Cumartesi

Turşu / Pickles

Türkler turşuya çok düşkündür. Bana gelince, faydalarının farkında olmayıp uzun süre onları bir meze olarak gördüm. Turşunun diyabetlilere önerilmediğini okuyorum - ki bu tamamen yanlış! Turşu diyabetliler için oldukça faydalıdır - içeriğinde himalaya tuzu kullanıp & tuz seviyesini abartmazsanız elbette- çünkü içinde kan şekerine çok iyi gelen sirke vardır. Artık ev yapımı sirkem de olduğuna göre en sevdiğim turşu olan lahana turşusunu yapabilirim. Sonuçları, tarifi ve fotoğrafını paylaşırım! Turşu bağırsak floramız için bir ilaç gibidir, çünkü "kötü" bakterileri kontrol altında tutar ve yüksek derecede probiyotiktir!